top of page

Bay Janti !

  • 31 May 2016
  • 3 dakikada okunur

Arkadaşlar laf sokmam gereken biri var da müsaadenizle konuya dahil edicem :)

Nasıl beceriyoruz bilmiyorum, hayatımızda illa da duygusal bir birliktelik yaşamak zorundaymışız gibi bir algı var. Bu sadece bize karşı bir diretme değil, sen de yapıyorsun ben de.

Bir kız arkadaşı olmayan erkeğin tercihlerini değerlendirmeye alıyoruz mesela. Yadırgamıyor da olsak hemen etiketi yapıştırıyoruz.

İnsan haliyle istiyor hayatında biri olmasını. Çoğunlukla inkar da ediyor olsak içten içe hepimiz sevgiye, ilgiye aç insanlarız. Bi kere beslemek zorunda olduğumuz egolarımız var.

Bir şekilde değer veriyor, değer görüyoruz. Bir adamı/kadını hayatımıza ortak ediyor ve gerektirdiği gibi sonuçlarını hesaba katmıyoruz. Aslında o insana ihtiyacımız olmadığını da bi yamuk yaptığında fark ediyoruz. İstediğimiz bir şey var ama bunu bir insan mı sağlıyor, emin değiliz.

Şans, kader, karakter meselesi bir yerde. Başkasına eyvallahı olmayan biri geliyor sırf senin iyi niyetinden, düzeninden ya da artık her neye karşı koyamıyorsa o yüzden seni çok farklı bir yere koyuyor.

Ekmek de öyle bir sevgili işte.

'Ekmek yemezsem doymam' gibi saçma sapan bir algı var ve bunun farkına varmak için fedakarlık yapmamız bekleniyor. Diyet listeleri, gelen yasaklar vs. bir süre geçecek, önce aşk acısı çekeceksin, onsuz yaşayabileceğini göreceksin ki o zaman dank edecek.

Ortamız yok di mi. Ya hiç yapmıyoruz ya da yaparken bokunu çıkarıyoruz :)

İlişkiler konusunda da böyleyiz.

Ama işte diyorum ya bazıları çok şanslı. Mükemmel işleyen bir metabolizmaları var ve beni şişmanlatıyor, onu sadece doyuruyor.

Bir de herkesin illaki karşılaştığı hatta bir dönem hepimizin öznesi olduğumuz, 'maymun iştahlı'diye bilinen dünyalar güzeli bir deyimimiz var ki hazır olun adamın birine çok pis giydirmeye başlıyorum.

Çok da doğru olduğuna inandığım bir söz vardır ve der ki;

'Dünyanın en yakışıklı, en zengin, en başarılı adamı da olsan, bir kadın seni çocuklarının babası olarak hayal edemiyorsa;

SIFIRSIN '

Aynı sözü haliyle özneleri değiştirip de kullanabiliyoruz :)

Biriyle tanışıyorsun, iyi, hoş, dışarıdan gördüğün kadarıyla sana hitap ediyor. Hakkında daha fazla bilgi sahibi olmadan görüntüye kanmak istemiyorsun. İnsanların yanındayken değil, baş başa nasıl acaba falan merak ediyorsun haliyle damak tadı nasıl, kahve sever mi, tavla sever mi, kimmiş, kimlerdenmiş, nasıl yaşarmış, hayatında biri var mıymış, ayrıldığı kızla tekrar görüşme ihtimali söz konusu muymuş... Kafada bin tane soru

Beğenmek başka, istemek bambaşka.

İlgin artıyor. Adamın çayını içerken farkında bile olmadan yaptığı o minnacık mimik hareketlerini, konuşurken verdiği esleri, şuan sana mesaj yazarken gülümsüyor mu, çoğu şeyi kafanda tasarlamaya başlıyorsun.

Mesela uzun zamandır görmüyorsun ve selamlaşacaksınız.

Sadece elimi mi uzatayım yoksa sarılayım mı?

Göz bebeğinin içine içine baksam rahatsız edici mi olur ki?

Sarılırken kalp atışlarımı hissetmesi mümkün mü?

Ay pardon size nasıl şizofren olunur, onu anlatmışım.

Adamın biri hayatına giriyor, kendini sana tanıtmıyor. İhtiyacı yok çünkü maymun iştahlı. Çünkü sen onun hakkında ne düşünürsen düşün umrunda değil. Adama küfürler etsen sakinliğini korur. Hayır asaletinden değil suskunluğu. Senin düşüncelerin umrunda değil çünkü sadece sen yoksun. Yığınla alternatifin var. Yazık lan bana diyemiyorsun bile çünkü seni nasıl bi psikolojiye soktuğunun acısını yaşayamadan, birlikteliğine yaptığı ihaneti öğrenip ona üzülmeye başlıyorsun. En azından bana sadece adım attı da kaçtı, kız zavallım kim bilir neler yaşadı onca zaman falan diyorsun.

Yemeğimizi yedik,üstüne bir tatlı da oh ne iyi giderdi di mi?

Değil.

Bi hazmet önce yemeği. Bi tadını çıkar bakalım, midende bi süzülsün. Açlıktan ölecektik az kaldı sanki de 10 dakikada gömdün 1,5 porsiyon iskenderi, şimdi de tatlı mı istiyorsun üstüne ?

Yetmişinden sonra azanı teneşir paklar da söz konusu yemek olunca 15-20 dakika arasında beyin tokluk hissini algılıyor.

20 dakikada bütün masayı yiyebilirsin ya da beyninin varlığına biraz saygı göstererek ihtiyacın kadarını...

'dokunmaya kıyamadığın her şeyi ona verdiğinde sevdiğin şarkıları, etini, daha kurulmamış kahvaltı masalarını ve hatta onun bile bilmediği bir onu,ona verdiğinde bir ülkeyi baştan aşağı kolaylıkla ele geçirmiş barbarların yaptıklarını yapar sana kırar seni, kılıçtan ve cehennemden geçirir ve öyle acır ki için artık gözyaşların bile doğduğu gözleri hatırlamaz' der JanEnderCan

Öpücükler :))

 
 
 

Yorumlar


join us

 for the 

PARTY

Recipe Exchange @ 9pm!

join us

 for the 

PARTY

Recipe Exchange @ 9pm!

My Journey of Discovery
and Weight Loss

A year ago, I decided it’s time to change my lifestyle. This meant taking control of my life and making important decisions..

Read More About me
My Sponsers
Tag Cloud
Follow Me
  • Facebook Basic Black
  • Twitter Basic Black
  • Black Google+ Icon

© 2023 by My Weight Lost Journey. Proudly Created with Wix.com

bottom of page